Bir işin tutup tutmayacağını nasıl anlarsınız?

Bir işin tutup tutmayacağını nasıl anlarsınız?

"Harika Bir İş Fikrim Var" Diyenlerin düşmemesi gereken 6 tuzak  ta diyebiliriz bu içeriğe


Aklınıza gece uykularınızı kaçıran, "İşte bu turnayı gözünden vuracak!" dedirten bir hizmet fikri geldi. Enerjiniz tavan, paranızı ve zamanınızı bu işe gömmeye hazırsınız. Durun ve derin bir nefes alın. Girişimcilik dünyası, mezarlığı "harika fikirlerle" dolu bir yerdir.

Yolun başında ne nakitinizi ne de hevesinizi çöpe atmamak için, fikrinizi şu acımasız süzgeçlerden geçirmeniz gerekiyor:

İnsanlar hikayenize değil, Kendi yaralarına bakar

Açık konuşalım: Kimse sizin ne kadar yaratıcı bir dahi olduğunuzla ilgilenmiyor. Müşterinin tek bir derdi var: "Bu hizmet benim hayatımdaki hangi kör noktayı çözecek ve beni ne kadar rahatlatacak?"
Sunduğunuz çözüm havada kalmamalı. İnsanlara soyut vaatler değil, gözle görülür, net bir "sonuç" satmalısınız. Üstelik elinizde bu hizmetin gerçekten işe yaradığına dair canlı kanıtlar (referanslar, testler) yoksa, güven inşa edemezsiniz.

"Buna  değer mi?" Testi (Fiyat ve kitle uyumu)


Diyelim ki harika bir problem çözüyorsunuz ve müşteri de buna ikna oldu. Peki, cüzdanını açmaya hazır mı? Belirlediğiniz fiyat ile müşterinin kafasındaki "buna değer" algısı öpüşüyor mu? Fiyatlandırma sadece bir rakam değildir, bir stratejidir. Hizmetiniz için hedeflediğiniz o parayı gözünü kırpmadan verecek spesifik kitleyi net bir şekilde tanımlamadıysanız, hayali bir pazara satış yapmaya çalışıyorsunuz demektir.

Hizmeti "Paketleyip" satabiliyor musunuz?


Bir ürün satmak kolaydır; fotoğrafını koyarsınız, müşteri ne alacağını bilir. Hizmet ise hayalet gibidir, görünmez. Eğer her gelen potansiyel müşteriye sıfırdan ne iş yaptığınızı uzun uzun anlatmak zorundaysanız, sisteminiz çöker. Hizmetinizi sanki rafa konulacak bir ürünmüş gibi kalıplara dökmeli, sınırlarını çizip "modellemelisiniz". Kolay anlatılamayan hizmet, kolay satılamaz.

Hamallık mı yapıyorsunuz, ticaret mi? (Kârlılık oranı)


Her şey yolunda gitti, satışlar başladı. Peki ay sonu elinizde ne kalıyor? Bir hizmet işinde, harcadığınız mesai ve maliyetler çıktıktan sonra net kâr marjınız %20’nin altındaysa, geçmiş olsun; kendinize sadece çok yoğun bir iş bulmuşsunuz demektir. Hak ettiği kârı getirmeyen iş, bir süre sonra girişimcide bıkkınlık ve panik yaratır. Ciroya değil, net kâra odaklanın.

"Kopyalanamaz" Olan tek şey sizsiniz


Eğer dünyada bu işi yapan tek kişi değilseniz, rakiplerinizden sizi neyin ayırdığını bilmek zorundasınız. Daha da önemlisi: Sizi farklı kılan bu özelliği rakipleriniz yarın sabah kopyalayabilir mi? Cevap evet ise, işiniz her an değersizleşebilir.

Çözüm: Hizmet sektöründe taklit edilemeyecek tek şey sizin kişisel markanız ve karakterinizdir. Değerin merkezine kendinizi koyup sadık bir kitle yarattığınızda, rakiplerin aşamayacağı en büyük duvarı örmüş olursunuz.

Dost gazıyla değil, pazarın sesiyle ilerleyin


En sık yapılan hata, fikri eşe dosta anlatıp "Harika iş, kesin tutar!" övgüleriyle gaza gelmektir. Arkadaşlarınız size kibar davranır ama pazar acımasızdır. Fikrinizin tutup tutmayacağını anlamak için o işin yapıldığı ekosisteme girmeli, insanları gözlemlemeli ve şu sorunun cevabını aramalısınız: İnsanlar şu an bu probleme benzer şeyler için gerçekten para ödüyor mu?

Ve Son Soru: Bu elbise üzerinize oturuyor mu?


"Başkaları yaptı, çok para kazandı, benim neyim eksik?" diyerek bir işe atlamayın. Bir iş sadece popüler veya kârlı diye yapılmaz; sizin karakterinize, ruhunuza uygunsa yapılır. Kendinize dürüstçe sorun: "Tüm şartlar harika olsa bile, ben bu işi yaparken eğlenecek miyim, yoksa her sabah ayaklarım geri geri mi gidecek?" Üzerinize dar gelen bir elbiseyle uzun bir yol yürüyemezsiniz.

Sonuç olarak; Girişimcilik bir kumar değil, bir analiz sanatıdır. Paranızı, vaktinizi ve hayallerinizi piyasaya sürmeden önce bu testleri yapın. Unutmayın; doğru analiz edilmiş ortalama bir fikir, analiz edilmemiş "mükemmel" bir fikirden her zaman daha çok kazandırır.